Dostumuz Teknoloji
Günümüzde, hayatımızın her alanında bir takım teknolojik aletleri kullanıyoruz. Bunlar çoğu zaman işlerimizi kolaylaştırıyor olsa da, yanlış veya amaçsız kullanım yüzünden de hayatımızdaki bir çok şeyi de alıp götürüyor. Kimilerimiz teknolojiye esir oluyoruz, hayatımızda gereğinden fazla yer veriyoruz. Kimilerimiz de, bütün bunları ve getirdiği zararları belki de abartılmış olarak gördüğümüz ve bilinçaltımıza yer ettiği için, teknolojiden kaçıyoruz.
Hep Türk insanı, Türk halkı falan diyorum ama bunun başka bir açıklaması yok aslında. Öyle bir milletiz ki, -ki buna ben de dahil oluyorum bazen- kendimizi iyi hissettiren şeyleri abartıyoruz. Bencil oluyoruz. Bazen de geri kafalı olabiliyoruz. Geri kafalı olmaktan kastım teknlojiyi istememek veya eski tarz yöntemlere devam etmek falan değil. Geri kafalılık bence, bilgisayar kullanırken veya herhangi bir şey yaparken, yardım almayı, araştırmayı, uğraşmayı, sorunu bulup çözmeyi, daha iyisini istemeyi, diğer kullanıcılarla doğrudan iletişim kurmayı vesaire istememek. Öyle ki, kendi babamdan biliyorum; Windows, XP sürümünün üzerine kaç sürüm daha çıkarttı ve geliştirdi, hal böyleyken babam hala XP kullanmakta ısrarcı. Bu bazı insanlar için yanlış bir şey değil tabiki, ama yeniliklere kapalı olan babam için yanlış bir şey. Elbette babamı çok seviyorum, “herkesin eleştiriye açık olması ve herkesi eleştirebilmesi gerekir” düşüncesini benimsediğim için böyle konuşabiliyorum.
İnsanımız, hatta insanlar, eğlencesine düşkünlerdir. Herşeyle eğlenmesini bildikleri gibi, teknoloji de eğlence araçlarımızdan biri, hatta en önemlisi haline gelmiştir. Bir öğrencinin odasına girdiğinizde bir köşede bilgisayarı, televizyonu, playstation veya xbox ı her neyse işte, masasının üzerinde telefonu, belki de cep bilgisayarı, çantasında ipad i falan olabiliyor. Artık okadar içimize girdi ki bu teknolojik araçlar, neredeyse hayatımızı yönlendiriyor. Konuya dönelim, eğleniyoruz. Bilgisayarlar, cep bilgisayarları veya telefonları, hatta tedavülden kalkmış eski VCD oynatıcılarda bile oyunlara rastlayabiliyoruz. Oyun pazarı da oldukça gelişmiş tahmin ettiğiniz gibi. Oyun dünyası denilen bir şey var düşünebiliyor musunuz.
Benim bütün bunlara karşı olduğumu düşünmeyin sakın. Günümün en büyük zamanını bilgisayara ayırıyorum. Ben de her işimi bilgisayardan hallediyorum ve eğleniyorum da. Ama değinmek istediğim, hatta yakınmak istediğim bir durum da yok değil.
İnsanları teknolojiye esir eden bir kaç etken var aslında. Bunlardan en büyük olanı oyunlar, bir diğeri ise, tüm insanların bunu kabul etmesi ve teknolojiyi kullanması. Oyunlara birazdan yine değineceğim fakat, bu kabul etme ve kullanma fazlalığı çok önemli. Ve en basit örneği de şudur; bir liseye başlarsınız ve o zamana kadar facebook nedir bilmezsiniz. O an gelir, herkesin içinde bulunduğu bir sosyal paylaşım sitesi olduğunu düşünmeye başlarsınız ve benim neyim eksik dersiniz. Ve sizin de üye olup kullanmaya, bağlanmaya başlamanız kaçınılmazdır.
Bağımlılık söz konusu. Bağımlılıklarımız iyi veya kötü olabiliyor fakat, oyun bağımlılığı ne yazık ki berbat bir şey. Herkesin çok tanıdığı vardır, bazı oyunlardan kendini alamayan. Kendini oyunlarda bulan. Peki bu kadar kötülüyoruz da, hiç mi iyi bir tarafı yok? Elbette var. Küçük yaşta bir çocuğu bir oyunun başına oturttuğunuzda bir süre sonra düşünme şekli değişecektir. Olaylara farklı açılardan bakabilecek hale gelecektir. Pratik zekası da gelişecektir. Yabancı kelimelere aşina olacaktır. Görmediği bir çok şeyi belki o oyunda görecektir. Gördüğünüz gibi, yararları da var ve göz ardı edilemeyecek şeyler aslında bunlar. Ama zararları yararlarından fazla olan şeyleri kimse kimseye tavsiye etmez doğrusu.
Benim kardeşim, yıllardır Metin2 oynar. Oyuna öyle bir kaptırmıştır ki kendini, okulu asar, arkadaşları çok azdır, evden çıkmaz, sosyalleşmez, bir anda sinirleniverir.. Hayatı o oyun olmuştur. Tabiri caizse ot gibi yaşamaktadır. Şimdi siz benim kardeşimin düşünme şeklinin değiştiğini, pratik zekasının geliştiğini falan düşünedurun, hayatından çıkardığı ve kaybettiği şeyleri ben anlatayım size. Öncelikle, arkadaş çevresi yok. Arkadaşlarınızın olmadığını, bi sıkıntınız olduğunda paylaşabileceğiniz kimsenin olmadığını düşünebiliyor musunuz? Ben bile bu kadar sosyal bir insan olmama rağmen bazen yalnızlık çekerim. Ki oyun bağımlısı insanları düşünemiyorum bile. Onun dışında, agresif ve geçimsizleşiyor insan git gide. En ufak bir internet kesintisinde veya elektrik gittiğinde tepesi atıveriyor. Saatlerce başında oturmuş olması, kafasının odlukça dolması, gözlerinin ağrıması falan buna etken aslında. Ama dışarıya çıkıp insan içine karışmadığı için, geliştirdiği düşünme şekli de sınırlı kalıyor. Daha söylenecek çok şey olsa da, uzatıp kafa şişirmek istemem yine de.
Ne diyorduk? Teknolojinin doğru kullanımı. Her zaman elimizin altında diye her an kullanacağız diye bir şey yok elbette. Bu da yanlış kullanıma bir etken. Derste gizlice mesajlaştığınız için öğretmeniniz telefonunuzu elinizden alır, bir bakarsınız tüm insanlarla iletişiminiz kopmuştur. Sonra düşünülen ortak görüş de şu olur, telefon öğrenciye zararlıdır, öğrenciler telefon kullanmamalı. Sanırım bu paragraf bir çok şeyi anlattı. Teknolojiyi iyi kullanmanız ve kendinize dikkat etmeniz dileklerimle, görüşmek üzere.
Yorum Yap
Yildizli alanlar zorunludur.



Son Yorumlar